Gölgenle Bir Başıma

Kalpler hep kırık be usta!

Bir anlık göz kırpmada nasıl da değişiyormuş hayat… Bu ”an” dedikleri nasıl bir kavram, bir ömür nasıl sığabiliyor o aralığa şaşırmamak elde değil. Gölgenle bir başıma kalmak…

Değer verdiklerinin göçüp gitmesinin acısı yetmezmiş gibi birde çaresizce strandart sözcüklere maruz kalışlar…

Gölgenle Bir Başıma…

Kaybediş içinde olan insanın yanında sadece susacak ve tefekkür edeceksin, en sevdiğini kaybedeceksin o an düşünde ve susmaya devam edeceksin… Senin söylediğin sözler kalpten gelmiyorsa bilki karşı tarafın sadece başını ağrıtıyor.

Dokunacaksın, evet kaybetmiş insana dokunacaksın öyle bir sarılacaksın ki anlık bir şok yaşatıp hayatta olduğunu hissettireceksin.

-birde şu yara var içimizde

Enteresan bir toplumda yaşıyoruz, duygusal olmak ayıplanıyor fakat her mecrada duygusallık satıyor hemde bestseller olarak. Baskı içinde büyüyen birey bunun eksikliğini her yaş aralığında hissediyor fakat dışarı vuramıyor vurduğunda ise genelde sonu pek iyi olmuyor.

Temeldeki toplum problemleri hep sevgiye çıkıyor. Babalar çocuklarını uykusunda seviyor, neden, çocuğu şımarmasın diye… Anneler genel olarak fazla seviyor bu seferde yetişen çocuk toplum içinde had promlemleri yaşıyor, herşeyin en iyisini yaptığını zannediyor.

Buradan yine sosyologlara ve sosyoloji yüksek lisansı yapacaklara sesleniyorum, Youtube yorumları şahane bir tez konusu, doktora tezi bile olur o derece. Toplum içini orada döküyor resmen, modern bir güzin abla durumu söz konusu, duygusal parçaların altında toplanan o gruba selam olsun…

-Sevgi temelini atmak için hala vakit var.

Anne, baba ve kardeşler sevgiyi hissettirmeye başlamak için aranan en kolay duraklardır. O anne ki tam bir mucizedir, Allah’ın varlığına bir kanıttır, canından can doğurur. Ona gözü gibi bakar, üstüne titrer, yavrususundur istersen 60 yaşına gelsende, bebeksindir hala onun gözünde… Babaysa bir başkadır, gönlü hep buruktur da belli etmez, edemez, toplum öyle öğretmiş napsın. Sevse de gurur da duysa bu durum değişmez, ta ki ölür de babanın mezar ziyaretine gidersin ve yıllardır yapılamayan muhabbet o zaman başlar…

Çok güzel bir muhabbet tutarsınız, karşılıklı çay olmazda derin bir sessizlik olur, ağaç hışırtısı, rüzgar esintisi ve birde çocuk sesi olur. Çocuk ne bilsin mezarlığı ona her yer oyun alanı.

Durum her zaman böyle de olmayabilir, bazıları hayattayken de ölür, o işte çok acıtır, çok acıdır. Konuşamaz anlaşamazsın anne, babanla. Birde anne ve babasını ile tanışamamış olanlar vardır. Bayramlar onlara en kötü gündür, hiç gelsin istemezler, komşudan gelen kahkaha sesleri onları daha da üzer üzer de üzer, söyleyemezler. Bazılarının evi yoktur ki komşusu olsun, yan ranzadaki kardeş bildiği arkadaşı onun herşeyidir, herşeyden habersiz günler gelir geçer ta ki 18 yaşına kadar, sonra, sonrasını bende gazete ve televizyonlardan öğreniyorum sizler gibi.

Umursamayıp, dokunmadığımız her hayat bizden eksik kalıyor. Sahte hayatlar, sosyal mecra kumbarasında bir bir biriktirilirken, güneşe ve suya hasret yeni filizler sevgisizlikten yok oluyor. Sadece kendisi için yaşamayanlar anlar bizleri, ölümlü dünya lafının ederini, yalnızca en sevdiğini kaybettiğinde anlayacaksın, sayın okuyucu…

Gaye Su Akyol’un ”Gölgenle Bir Başıma” adlı eserini dinlerken hissettiklerimdir. Gaye hanıma selamlar.

SaltideaS

Hayatın muhteşem üçlüsü gezmek, yemek ve sanat üzerine düşüncelerimi ufak ufak notlar halinde tutarken bunları sizlerle de paylaşmak istedim. (Bunların dışındaki kavrayışlarımı Blog bölümünde bulabilirsiniz.) Yaklaşık 15 senedir mutfakla çok yakın bir ilişki içindeyim, her fırsat olduğunda doğada kaybolmayı çok severim ve mesleğimin de katkısı ile sanatla organik bir bağ içindeyim. Bu sitede dijital bir kütüphane inşa etmek arzusu taşıyorum. Sadece ben değil sizler de birçok konu üzerinde fikirlerinizi paylaşabilir ve etkileşime geçebilirsiniz. Fikirler ne kadar duru ise bir o kadar fark yaratır, bu düşünce tarzının hayatlarımıza yansıması için saltideas.com'u kurdum. Afiyet Olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir