Son Depremler Sistemi Uyarıyor

Son depremler yine aynı tartışmaları gün yüzüne çıkardı, içinde bulunduğumuz yapılarımız depreme hazırlıklı mı?

17 Ağustos 1999 ‘da yaşadığımız deprem hafızalarımızda hala tazeliğini koruyor. Sonrasında orta ve üstü birçok deprem daha yaşadık. Çevre ve şehircilik bakanlığı verilerine göre ülkemizde yaklaşık olarak 5 milyon dönüşmesi gereken konut bulunmaktadır. 99’daki depremden sonra birçok yeni yönetmelik ve yapım tekniği ile tanıştık. Yapılarda kullandığımız demir ve hazır beton ürünlerinde geçmiş dönemlere göre şimdi çok ilerideyiz. Basınç ve çekme testlerinde gayet tatmin edici değerlere ulaşmış bulunmaktayız. İnşaat teknolojisi ürünlerinde bu ilerlemeler yaşanırken, imar yönetmeliği konusunda bir o kadar geriye gidiyoruz. Son depremler bizi birçok konuda uyarsa da ben eğitim ve öğrenim alanına bir göz atmak isterim.

deprem uyaran bir dost…

Elimizdeki materyallerin iyi oluşu ortaya koyduğumuz yapıyı depreme dayanıklı hale getirmiyor. Birçok bileşeni en azından optimum şekilde kullanmak zorundayız. Bunu yapabilmek adına üniversitede ki eğitim ve öğrenim içeriğine göz atmak durumundayız. Ders programında statik ve türevleri derslerinin bulunması, statik mantığının kavrandığı anlamına gelmemektedir. Salt bir statik dersi anlatımı maalesef öğrenciye çok sıkıcı ve anlaşılması zor gelmektedir. Ne demek istediğimi çokça stajyer öğrenci kabul eden mimarlık ofisleri çok iyi anlamışlardır. 3. Sınıfı tamamlamış bir mimarlık öğrencisi, mevcut bir projedeki kolon şeması düzenine alternatif getirecek bir fikir ortaya koyamıyorsa o öğrencinin statik konusunda bir temele sahip olduğundan bahsedilebilir mi?

Bu konun altını neden çiziyorum. Mezun olup çalışmaya başladığımızda ilk karşımıza çıkan durum okul hayatındaki üretilen projeler ile iş hayatında üretilen projelerin birbirine çok uzak kümelerde yer alıyor olmasıdır. Okuldaki proje dersi öğrenciye tasarım kriterlerini vermek hedefi güderken iş dünyasında ise bir parselde en optimum çözümü üretmek üzerine çalışılıyor, genelde. Okul projelerindeki proje metrekareleri çok büyük ve detaysız olurken yeni mezun bir mimar, okulda ürettiği proje metrekarelerini iş hayatında görmesi ortalama 5-10 yıl sürer ve çok detaylı bir proje süreci içerir. Bu durumda tasarım kriterleri hakkında fikir sahibi olunurken, bir parselde yapı üretmek için gerekli olan yönetmelikler hakkında bilgi sahibi olunamıyor.

Çeşitlilik Bir Hazinedir
Son Depremler
Çeşitlilik Bir Hazinedir

Sürüp giden ve çokça okul çevrelerince kabul görüp işleniyor diye mevcut eğitim ve öğrenim sisteminin başarılı olduğu kabul edilebilir mi? Çoğunluk eşittir nitelik diye bilir miyiz? Buradan söylüyorum deprem ve doğal afet ile mücadele okul sıralarından başlar çünkü onlara karşı değil onlara uygun projeyi üretecek bireyler şu anda birer öğrencidirler.

benim kafam hep karışık…

Benim kafam hep karışık ve çapraz programlama üzerine çalışır. Bana sunulanı hep bir prototip olarak kabul eder ve arkasını görmeye çalışırım. Düşünülmeyeni düşünmek üzere bir zihin dünyası için mücadele ederim. Bu yüzdendir ki depremin yıkıcı etkilerini eğitim ve öğrenim sistemi üzerinden çözümleyebilir ve bir sonuç çıkarabilirim. Hayatta böyle değil midir? Bizim görüp veya hissedemediğimiz birçok değişken durumları etkiler fakat biz görünenler üzerinden bir sıralama çalışması içine gireriz.

Bir öğrenci bir yapı tasarlarken bilmesi gereken yönetmelikleri, mezuniyet projesine kadar görmüyor hatta diploma projesinin konusuna göre o yönetmelikleri, diploma projesinde dahi göremeyebiliyor. Bazı derslerde kısmen görse de bu onun niteliğine hizmet etmiyor, maalesef. Neticede iş görüşmelerinde ona yönetmelikler soruluyor, işe başlasa bile her noktada üstüne sormadan hareket edemiyor ve bu genç bir mimarın gelişimini çok olumsuz etkiliyor.

kaynaklarımız boşa akıyor…

Bu anlattıklarımın depremle etkisi nedir? Eğitim ve öğrenim sistemi doğru niteliklere sahip bireyler yetiştiremez ise kurumlar kalitesi de o derece etkileniyor.

Öğrenim sürecini iş dünyasını da düşünerek tasarlarsak, yetişecek öğrenci de bu süreçle doğru orantılı olarak o kalitede olur. Bu durumu şu atasözü ile vurgulamak isterim ‘’ bir çivi bir nalı; bir nal bir atı, bir at bir yiğidi; bir yiğit bir memleketi kurtarır.’’ Süreci en baştan alıp doğru şekilde planlarsak, okuldan mezun olup teknik pozisyonda çalışacak olan meslektaşlarımız, çalışma hayatlarındaki üretimlerini kaliteli bir şekilde üretirler. Kalifiye teknik insan yetiştirirken iş dünyasının gerçekliği ile tasarımın özgün hayal gücünü canlı tutacak bir model geliştirebilirsek, deprem ve diğer doğal afetler ile mücadele değil onlarla yaşamak için ilk adımı sağlam bir şekilde atmış oluruz.

Öğrenci gençliği fazla küçümseniyor, birinci sınıfa başlamış bir mimarlık ve mühendislik öğrencisi hala klasik lise dersleri alıyorsa bu boşuna zaman harcamaktan başka bir şey değildir. O zamana kadar alınamamış bir ders varsa ya anlatılma şekli ya da anlayan açısından frekans uyuşmazlığı vardır. Israr sadece okul hayatını daha sıkıcı hale getirip potansiyelleri baltalamaktadır. Aynı değil farklı tarzlara ihtiyacımız var, bu açıktır.

Son Depremler Birçok Konuda Uyarırken…

Ben inanıyorum ki değişik modeller geliştirip, öğrenciler ile temas aralığı genişlediğinde şahane projeler üretecek gençlerimizin sayısı artacaktır. Yaklaşımlarımızı ve kavrayışlarımızı sorgulayıp, çeşitlendirip ve geliştirildiğimiz gecenin sabahı harika bir pazar kahvaltısı ile hep beraber üretmeye başlayacağız, Afiyet olsun.

Fikirleriniz bizim için gerçekten değerli olduğu için yorum kısmında paylaşmanızı isteriz ve diğer yazıları da okumanızı sizden rica ederiz.

SaltideaS

Hayatın muhteşem üçlüsü gezmek, yemek ve sanat üzerine düşüncelerimi ufak ufak notlar halinde tutarken bunları sizlerle de paylaşmak istedim. (Bunların dışındaki kavrayışlarımı Blog bölümünde bulabilirsiniz.) Yaklaşık 15 senedir mutfakla çok yakın bir ilişki içindeyim, her fırsat olduğunda doğada kaybolmayı çok severim ve mesleğimin de katkısı ile sanatla organik bir bağ içindeyim. Bu sitede dijital bir kütüphane inşa etmek arzusu taşıyorum. Sadece ben değil sizler de birçok konu üzerinde fikirlerinizi paylaşabilir ve etkileşime geçebilirsiniz. Fikirler ne kadar duru ise bir o kadar fark yaratır, bu düşünce tarzının hayatlarımıza yansıması için saltideas.com'u kurdum. Afiyet Olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir