Jean-Michel Basquiat

Bir Yok Oluş Sanatı

Jean-Michel Basquiat, 1980’lerin başında sokaktan gelen siyahi bir çocuk nasıl olurda New York sanat camiasını kasıp kavurabilir? Kendi yaptığı kartpostalları satarak gün içinde karnını doyurmaya çalışan, kartpostalları satamadığında dilenmek durumunda kalan bu genç nasılda sanat galerilerinin peşinden koştuğu bir ressama dönüştü. Hangi bilinç düzeyinde, hangi frekans aralığında geziniyordu, tam olarak bilemiyoruz, bildiğimiz ise özgünlük çerçevesinde bir sistemliliğe sahip olduğu. Küratörler tuvaldeki fırça darbelerini incelediğinde, gelişi güzel vurulmuş izlenimi ardındaki bilinç durumunu fark edince hayrete düşüyorlardı.

Jean-Michel Basquiat’yı tanıtmaya çalışmayacağım, az çok resimle ilgilenen herkesin karşısına çıkmıştır ve kendisi birkaç sayfada kısa ömrü üzerine fikir edinilebilecek bir şahsiyettir. Ben daha çok onun dönemi içinde ortaya koyduğu eserleri ile New York sanat camiasında nasıl bir kaos ortaya çıkardığı ile ilgileniyorum.

Jean-Michel Basquiat

17 yaşında baban tarafından evden kovuluyorsun, bir toplum zararlısına dönüşmene ramak kala Amerika tarihinde görülmemiş bir şekilde, ilk siyahi ressam olarak, sergilerde eserlerin sergilensin diye kapışılan bir ressam oluyorsun. Bu üretmeden gerçekleşmesi imkânsız bir olay. Fonksiyon çok basit aslında, ürün girdisi olmadan olay gerçekleşemiyor, sonuca gitmek için üretmek zorundasınız. Size anlatılan birçok kişisel gelişim anlatısı hoşunuza gidebilir, size anlık sahte motivasyonlar da verebilir lakin üretmiyorsanız sadece perdenin karşısına geçer ve perdeye yansıtılanları izlersiniz.

Jean-Michel Basquiat

Aslında insanoğlu farkında olmadan hayat yolunda ilerlerken her adımda heybesini bir şekilde doldurur. Bunu herkes yapar, fark şurada yatar bazıları bu heybedeki parçaları anlamlı bir bütüne dönüştürebilirken bazıları ise okeydeki birçok taşın elinde anlamsız bir bütün oluşturması gibi bir durum içinde kalabilir. Anlamlı bütünler oluşturabilmek için doğru insanlarla tanışmak, doğru zamanda doğru yerde olmak, yeteneğini gösterebilecek ortamın oluşması (ben bu değişkenlere katılmıyorum, sistem bu şekilde inşa edilmiş) gibi birçok değişken söz konusudur fakat temel etken kendinizsinizdir.

Uzatmayalım…

J.M.B. 17 yaşına gelene kadar farkında veya farkında olmadan heybesini çeşitli şeyler ile doldurmuştu. Bu dolmuşluğu arkadaşı Al Diaz ile sokaklarda grafiti sanatına dönüştürerek hatırı sayılır bir tanınmışlığa erişti ve ‘’ SAMO ‘’ imzası ile bir nevi markalaştırdı. Grafiti ve duvar yazılarının genel teması lüks içindeyken dışarıyı umursamayan hayatlar, siyahların yoksulluğu ve varsayılan hayatların dışındakilerin reddedilmesi gibi özetleyebiliriz. Şunu kavramalıyız ki, basquiat yağlı boya ve tuval kullanacak imkanlara sahip değilken zihin dünyasını sprey boya ile duvarlara ve dükkân kepenklerine yansıtıyordu yani üretiyordu. Basquiat grafitilerinde genel olarak siyahi erkek figürlerini kullanır. Bu figürleri yazar, atlet ve müzisyen gibi yansıtıp birde kendisini bir fenomene dönüştüren üç uçlu kral tacı ile süslerdi. Basquiat acaba iç dünyasında bir iade-i itibar davası güttüğünü dışa mı vuruyordu?

Jean-Michel Basquiat

Buraya dikkat! Basquiat’nın güç aldığı bu dışa vurumsal genetik hafıza, onu ressamlığa geçişinde ciddi şekilde besledi ve tanınmış bir ressam olmasını sağladı. Grafiti yapan genç adam resim alanında eser vermeye başladı ve grafiti tarzını yağlı boya ile tuvale taşıdı. Eserlerini başlarda sergileyecek yer bulamasa da bir süre sonra eserleri birçok galeriyi süsler oldu. 1980’de The Times Square Show isimli serginin ardından ressam olarak adından söz ettirdi. Üretken bir yapıya sahip olması ve şöhret basamaklarını adımlaması ile iyi paralar kazanmaya başladı. Bu para, maalesef sonun başlangıcı oldu.

Jean-Michel Basquiat Yok Oluş

İlham aldığı konu ve düşünce yapısı, zenginlik kapısının ardına mı kilitlendi? Basquiat’nın yakın arkadaşı Keith Haring, “Sanat sahnesine karşı onca eleştirel olduktan sonra Jean-Michel Basquiat aniden eleştirdiği şey haline dönüştü”, diyordu. Zamanında sokakta kartpostal satan çocuk artık pahalı takımlar giyen, en şık otellerde para savurganlığı ortamlar düzenleyen bir adama dönüşmüştü.

Parasını biriktirmesi ya da bir alanda yatırım yapmasını kendi düşüncenizde beklemiş olabilirsiniz, bazı insanlar için para gerçekten farklı anlamlar taşıyabiliyor. Ama paranın hiçbir anlam taşımadığı hayatlar da vardır. Basquiat’yı zehirleyen maalesef ki arkadaşları olmuştu, yanlış arkadaşlıklar yanlış yollara ulaştırır. Neticede 27 yaşında vefat etti ve 27’ler kulübüne katıldı.

Hayat karşınıza çeşitli fırsatlar çıkarabilir, para ve şöhrete sahip olabilirsiniz. Siz kendi çapınızın farkında değilseniz, insanlar size bir çap çizecektir ve unutmayın, sizin davranışlarınızı geçmişiniz yönlendirir. Yaşam yolunda yürüdüğünüz zemini iyi belirlemezseniz, yetenekli bile olsanız, kaygan bir zeminde düşmeniz çok olasıdır.

SaltideaS

Hayatın muhteşem üçlüsü gezmek, yemek ve sanat üzerine düşüncelerimi ufak ufak notlar halinde tutarken bunları sizlerle de paylaşmak istedim. (Bunların dışındaki kavrayışlarımı Blog bölümünde bulabilirsiniz.) Yaklaşık 15 senedir mutfakla çok yakın bir ilişki içindeyim, her fırsat olduğunda doğada kaybolmayı çok severim ve mesleğimin de katkısı ile sanatla organik bir bağ içindeyim. Bu sitede dijital bir kütüphane inşa etmek arzusu taşıyorum. Sadece ben değil sizler de birçok konu üzerinde fikirlerinizi paylaşabilir ve etkileşime geçebilirsiniz. Fikirler ne kadar duru ise bir o kadar fark yaratır, bu düşünce tarzının hayatlarımıza yansıması için saltideas.com'u kurdum. Afiyet Olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir